HABER

Trafo Bodrum da...


Nâzım Hikmet… Ne memleketine olan hasretini giderebildi ne de Anadolu’da bir köy mezarlığına gömülebildi. Yarı ömrü cezaevlerinde geçecekti. Cezaevinde âşık olacak, cezaevinde evlenecek, cezaevinde dostlar edinecek, cezaevinde yazacak, resim yapacaktı. Sanat ve düşün insanlarının yoğun olduğu Kadıköy ortamında Ramiz Demirkuşak’la tanışacak, bu tanışmadan üç yıl sonraysa kaderleri İstanbul Hapishanesinde kesişecekti. Soğuk savaş yıllarında, Stalin’in tek bir sözüyle yüzbinlerce insan, başkent Moskova’dan uzak ama çok uzaklardaki çalışma kamplarına, Gulag’a sürgün edilmişti! Büyük ozanımız Nâzım Hikmet’in yakın arkadaşı Ramiz Demirkuşak da onlardan biriydi. Kamptayken, Rus kızı Vera’yla evlendi Demirkuşak. Aradan 60 yıl geçecekti… Torunu Ramiz Olegoviç, İstanbul’daki akrabalarını bulmak isteyecekti. Arif Keskiner’in “Yaşar Kemalli Anılar” kitabında Sevgi Divitçioğlu’nun bahsettiği bir anekdot Melih Güneş’i harekete geçirecekti. Nebil Özgentürk’ün de devreye girmesiyle torun Ramiz İstanbul’daki akrabalarına ulaşabilecekti. İşte bu belgeselde Nâzım’ın yol arkadaşlarına gösterdiği tutkulu dayanışma da var, büyük şairimizin evrensel gücü de ve uğruna ölümler göze alınan hayaller, ütopyalar, safiyane tertemiz inanışlar da… Aklımızdan hiç çıkaramadığımız, hatırladıkça ürperdiğimiz soğuk savaş zamanlarının kan, ateş, zulüm ve zalimlerle örülü acımasız bir döneme yakın plan da…